Afilli Sözler

Afilli Sözler

EN AFİLLİ SÖZLER

Afilli Sözler , Afilli Sözler Kısa, Afilli Sözler 2015, Afilli Sözler Facebook, Afilli Sözler Twitter, Afilli Sözler Whatsapp, Afilli Sözler instagram, Afilli Sözler , En Afilli Sözler Kısa, En Afilli Sözler 2015, En Afilli Sözler Facebook, En Afilli Sözler Twitter, En Afilli Sözler Whatsapp, En Afilli Sözler Yeni, En Afilli Sözler instagram

Bugünlerde aklıma gelen başıma geliyor nedense, Bir de gönlümden geçen yanıma gelse keşke.

Üşüdüğümüzde camı kapatmak kadar kolay olsaydı keşke, sevilmediğimizi anladığımızda o kişiye yüreğimizi kapatmak.

Bir insana gereğinden fazla değer verirsen. Gereğinden fazla nankörlük görürsün.

Gittiğinde ağlarsın, şarkılarda, filmlerde, ona buna her şeye ağlarsın. Aklın başına gelince de boşa harcadığın zamana ağlarsın.

Son model bir ‘bencillikle’ uzaklaşıyorsun. Bu kadar hızlı gitme derim, ilerde ‘yalnızlık’ çevirme yapıyor.

Bazen sen bile “vay be!” dersin kendine; tek satırlık adamları nasıl roman yapmışım gönlüme.

Hayatta var olduğu için düşlenen şeyler ve düşlendiği için var olacak şeyler vardır.

Neden evlilik yüzüğü, yüzük parmağına takılır ki? Çünkü başka hiç bir parmağımızdan, direk kalbe giden bir damar yoktur.

Neyine bağlandım ki bu kadar; bana bakmayan gözlerine mi, yoksa benim olmayan kalbine mi?

İnsanlar günahları ile övünüp sevaplarıyla alay ediyorlarsa, şeytan yüreklerinde tavaf ediyor demektir.

Avuç dolusu gözyaşıyla yıkanmış bir Aşk’tık biz, ve kucak dolusu hoşçakalların gözünden düştük.

Bir kadının içindeki masum meleği erkek keşfeder; ama o meleğin tüm masumluğunu yok edecek olan yine erkektir.

Tek dileğim ne biliyor musun? Gözlerimi kapamış senli hayaller kurarken, gözlerimi açtığımda yanımda olman.

Yolcu denmez her gidene, herkes o yolun taraftarı olmayabilir. Hiçbir sürgün, gittiği yolu sevmez mesela.

Bazen doğru olanı yapmak için en çok istediklerimizden vazgeçmemiz gerekir. Hayallerimizden bile.

İnsan ayrıldıktan sonra kendini alkole vereceğine sodaya verse çok daha faydalı olur. Neticede sorun unutmak falan değil, hazmetmek.

Seni unutma fikri bile, sana kavuşma umuduna bağlanıyor içimde. Senden kaçış varsa bile kurtuluş yok.

Her seni kaybedişimde, bir duble rakıdaydı avuntular, yada kavun kokusu teninde, mezeye dönüşen sevişmelerimizdi.

Bazen önemli olmamalı gidecek olan ya da gelmeyen. Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden.

Tamam, mesafeler aşka engel değildir ama ben burada ağlasam onun yanakları ıslanır mı orada?

Şimdi benim son diye bitirdiğime, kim bilir kimler ilk diye başlayacak.

Rüzgâr ateş için neyse, ayrılık da aşk için odur; küçük bir aşkı söndürür, büyük bir aşkı daha da güçlendirir.

Aşkın “baş üstü” başlayıp “bel altı” olarak devam ettiği ve ardından “ayaklar altına” alındığı zamanlardayız!

İnsan geride bıraktıklarını özler, elinin altındakilerden sıkılır, ulaşamadıklarına tutulur ve ulaşılmaz olan hep aşk olur!

Okumayı öğrenen çocuk gibi hecelerken ismini, “aşk” oldu dilim damağım. Susadım bu gece sana.

Şimdi sen; uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, yoksa tutmayacak bir ele uzattığın için, kendine mi kızgınsın?

Birini seveceksen, onu her şeyinle sevme. Çünkü bittiğinde; onu unutamamana değil, unutamayacak kadar çok sevdiğine yanarsın.

Ben genelde sırılsıklam âşık oluyorum, ama bir de bakıyorum ki bu aşkta ıslanan yine sadece ben oluyorum.

Dünyada akla değer veren yok madem, aklı az olanın parası çok madem, getir oradan şu rakıyı, alsın aklımızı: Belki böyle beğenir bizi el alem!

Burnumuzdan akanı, kolumuza silecek kadar cesur çocuklardık. Ne ara gözümüzden akanı köşe bucak saklar olduk?

Şimdi sen bana bir İstanbul ışıltısı kadar parlak olsan da, ben sana Ankara kadar ayazım artık.

İnsanlar gelmeleriyle yalnızlıklarını dağıtanları severler, gitmeleriyle kendilerini yalnız bırakanlara aşık olurlar.

Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır.

Bir şey söyle bana. İçimdeki kayayı kaldırıp atacak bir şey söyle. Nefes alabileceğim bir şey de bana.

Bir de yalnızlık! Unuttuğum kadar derinde. Kalbimi seğirir o eski anılar. Şimdi kimse hatırladığım gibi değil.

İnsanları yalan söylediklerinde dinlemeyi severim. Çünkü olmak istedikleri ama olamadıkları insanları anlatırlar.

Kendinden nefret edip ayna parçalamak kolay, sorun sonrasında ortaya saçılan binlerce “seni” kim temizleyecek.

Artık hayallerim suya düşecek diye kaygılanmıyorum. Çünkü onlar düşe düşe yüzmeyi öğrenmişler.

Biz, aynı tavla tahtasında farklı iki pul gibiyiz. Öyle ya, ‘Birbirimizi kırmadan oyunu bitiremeyiz.’

Yaralarımda saklıyorum seni. Unutur gibi olunca kanatıyor, hasret gideriyorum. Zaman kapatıyor, ben kanatıyorum habire.

Gece en karanlık ve ebedi göründüğü zaman gün ışığı en yakındır. Her gecenin bir sabahı vardır.

“Ama” kadar katil bir kelime yoktur. Kendisinden önce gelen her cümleyi öldürür. “Seni seviyorum ama …” bak işte cinayet.

Öyle bir çık ki karşıma “Her baktığımda ilk defa görüyormuşum gibi, az kalsın ölüyormuşum gibi” hissedeyim seni.

Zenginlik dedikleri nedir ki? Ben senin kokunu alamayacak kadar fakirim.

Yolların uzaklığı fark etmezdi seven yürek için. Bahaneler üretiyorsa gel vazgeç. Değmez üzülmeye, yalan bir sevda için.

Ne zaman gözlerinin içine baksam, biliyorum. İkimizi de aşar, o kapının ardındaki masal.

Ve bazen o kadar çok ağlarsın ki, boğazına oturan yumruk yüzünden ‘hiç mi sevmedin’ bile diyemezsin!

Öyle eksildik ki yaşarken bize dokunan her şeyi eksiltiyoruz.

Belki de hepimiz hiç düşünmeden kalbimizin en iyi kısmını vermişizdir. Hem de karşılığında bizi düşünmesi zor olanlara.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM